Üçyetmişbeş

Siyah, pahalı eşofmanı ve siyah güneş gözlükleriyle 60 yaş civarı bir abimiz dolmuşta yanıma denk geldi. Sol bileğinde bir stres bileziği, sağ bileğinde ayakkabım büyüklüğünde bir saat taşıyordu. Akranı sayılabilecek yaştaki şöför abimiz gaza bastı. Şöförün yüzündeki çizgiler, saçındaki aklar ve sesindeki parazit en az 30 yıldır bu meslekte olduğunu haber verir gibiydi. Yavaşça ilerledik.

Gelme Üstüme

Çeşitli nedenlerle yazmaktan uzak kaldım. Asrın kentsel dönüşüm hikayesi figürlerinden biri olmaktan hala kurtulamadım. Ama asıl sorun bu değil. Mouse kullanmak yüzünden oluşan sağ bileğimdeki hasar beni mahvetti. Yaz boyunca ben de oturup, bu küresel ekonomik çöküşte nasıl olup da ben hariç herkesin aylarca tatil yapabildiğini araştırdım. Şehir bana emanet gibiydi. Sakin bir ortamda çalışmalarımı

Kahraman

“Her insan, hayatında en az bir kez kahraman olur. Önemli olan, geri kalan zamanında o ana takılmadan yaşamak. Hayat boyu kahraman olduğun düşüncesiyle yaşamaya çalışırsan, bir gün seni de kurtaracak bir kahraman gerekir.” Üç saatlik yolculuğun sonunda trenden indim. İnsanlar uzaklaştı. Camı kırık Citizen saatime baktım. Sünnet hediyesi. Onbiri çeyrek geçiyordu. Yeni bir tane almanın

Mahalle Çocukları

Çocukken ne güzel mahalle savaşları yapardık. Gücü denk veya yakın 2 mahalle çocuk grubu, aramızda anlaşır, sonra bir bahane uydurur birbirimize girerdik. Nadiren uzak bir mahalle ile ciddi savaş kopardı. Ne kadar ün yaptığına bağlı olarak dış güçler sana karşı bilenirdi. Önce aramızdan iki sözcü seçer diğer mahalleye yollardık. Şartlar konuşulurdu. Taş yok, cam yok.

Meteor ve Dinozorlar

Evrim sana mantıklı geliyorsa, yaşadığın sürecin; sonunda tüm acıların, gelişmenin bir parçası olduğuna da inanırsın. Nefretle yaşayanlar, sonunda birbirini yok eder. Bahçendeki otun böceğin bundan haberi bile olmaz. Onların da canı yanar belki biraz ama canının yanması zaten yaşamın bir parçasıdır ve nefret kendi başını yediğinde, gelecek kuşaklar daha mutludur. İkinci Dünya Savaşı sonrasında, insanların

Kırmızı Pislet

Artık kırmızı bir bisikletim var. O da benim gibi bir depoda 3 yıl saklı kalmış. Taşınırken yan binadaki komşunun bodrumunda bulduk. Nereden geldiğini bilmiyor. Sorduk soruşturduk kimse bilmiyor. Belki kendi gelmiştir. Çocukken sahip olduğum tek bisiklet de kırmızıydı. Büyüyüp bana gelmiş gibi oldu. … Lastiklerini şişirdim. Tıslaya tıslaya eve geldim. 2 hafta önceydi bu buluşmamız.