Selin

Genç bir kadın, 2 küçük çocuk. Tenha bir yol, köşebaşı. Hanımla minibüs beklemek üzere aynı noktada durudunca rahatsız olup, köşeden uzaklaşıp az kenara gitti. Aynı noktada trafik ışıkları var. O sırada bi araba durdu. Şöför tek başına. Camı açıp bana seslendi;   – S.a. Bozüyük’e gitmek için sağa mı döneyim sola mı? – Valla biz

Otobüs

Öyle aşk meşk anlayacak yaşta değildim. Sanırım 11. Görünce, içimde başlayan heyecanı seviyordum. Vaktinden önce gelişmiş veya gelişmeye başlamak üzere olan çocuklardan bazı şeyler duyuyordum ama henüz küçüktüm, pek anlamıyordum. El ele tutuşmalar, sıkıştırmalar filan.. Sabah uyandığımda masada kahvaltımı hazır bulurdum. Koca bir lokma ekmeği ağzıma atıp, sütle birlikte yutup, poşete sarılı peynir ekmeğimi kapıp

16 Pendik

Caddebostan’dan otobüse bindim, 20 dk sonra Pendik’teydim. Yanlış otobüse binmişim. Otobüs kırmızı ışıkta durunca kapıyı açtırıp hemen indim. Otobüs dağlara doğru devam etti. Birkaç zig zag yapıp, dev gibi bir üst geçidi aştıktan sonra sahile vardım.   Kayalara geldim. Deniz kenarına indim. Sandalın ipini çekip üstüne atladım. Diğer ucu gemiye bağlı ipi çekerek gemiye doğru

Minibüs, Radyo ve Kominist Şeyler

Minibüs – Radyo – Canlı Yayın – Anadolu’nun bir yerinden bu canlı yayına telefonla katılan bir teyze.. “Bir şeyleri değiştirebilecek olsanız neleri değiştirmek isterdiniz?”   – Zenginle zengin evlenmesin. Zengin fakirle evlensin, fakirin karnı doysun isterim. Ben yönetici olsam böyle isderdim. Eşitler evlenmesin.Her şey herkese eşit pay edilsin!   – Böyle mi isterdiniz?   –

Hava Yine Güzeldi

Bakkaldan sigara almış eve dönerken, tekerlekli sandalyeli bir kadına rastladım. Motorlu sandalyesiyle tek başına kaldırımda ilerliyordu. Hızlıca yürüyüp yanından geçeceğim sırada, köşeye varmak üzere olduğunu fark edip biraz yavaşladım. Kaldırım, sokağın köşesinde yere ani, dik bir iniş yapıyordu. Üstelik kaldırımın darlığı ve hemen köşedeki apartmanın bahçesindeki ağacın dalları yüzünden, gelen arabaları görme imkanı da azalıyordu.

Görümcem

Geçen Almanya’dan görümcem aradı. Aman hep aynı şeyler be. Bana bir daha görümcem deme! Ne var gene niye sinirlendin? Sus Allah belanı versin senin! Bela okuma. Demin senden bahsediyorduk, kulağın mı çınladı? Anma adımı seni ruh hastası! Adını andık da güzel andık, iyidir dedik sen şimdi.. Görümce lütfen ama! İşten izin alayım ben sana görümceyi